17 Ağustos 1999'da meydana gelen Marmara Depremi, geride bıraktığı acılarla hâlâ hafızalardaki yerini koruyor. Binlerce insanın hayatını kaybettiği felakette sevdiklerini yitirenler, her yıl olduğu gibi bu yıl da aynı hüznü yaşıyor.

Oğlu ve gelinini depremde kaybeden Sabriye Çap, yaşadığı tarifsiz acıyı 27 yıldır yüreğinde taşıyor. Felaketin üzerinden çeyrek asırdan fazla zaman geçmesine rağmen yarasının ilk günkü gibi taze olduğunu belirten anne, oğlunun ve gelininin yokluğuna bir türlü alışamadığını söylüyor.

Oğlunun ve Gelininin Acı Hatırası

Sabriye Çap, yaşadığı derin üzüntüyü paylaşırken, hayatını kaybeden oğlu ve geliniyle geçirdiği son anların hafızasından silinmediğini ifade etti. Anne, depremin ardından geçen uzun yıllara karşın her detayı canlı bir şekilde hatırladığını ve o acının hiçbir zaman dinmediğini dile getirdi.

Marmara Depremi, yalnızca yıkılan binaları ve kentleri değil, ailelerin de temellerini sarstı. Sabriye Çap'ın hikâyesi, bu felaketin insana dair boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı.

Depremin İzleri Hâlâ Taze

Türkiye'nin en ağır doğal afetlerinden biri olarak kabul edilen 17 Ağustos depremi, resmi kayıtlara göre 17 binden fazla kişinin hayatına mal oldu. Yüz binlerce kişi evsiz kaldı, aileler parçalandı. Yaşanan travma, toplumsal hafızada derin izler bıraktı.

Sabriye Çap gibi depremzedeler, her yıl anma etkinliklerinde acılarını bir kez daha dile getirirken, yetkililere depreme karşı alınması gereken önlemler konusunda çağrılarını yineliyor.