Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, kaygı bozukluğuyla mücadelede önemli açıklamalarda bulundu. Bireylerin kendi kontrolünün ötesinde olan ve çözüm getiremeyeceği sorunlar için boşuna kaygı üretmemesi gerektiğini belirten Sayar, tedavi sürecinde ilaç kullanımının her zaman ilk seçenek olmaması gerektiğine dikkat çekti.
Yaşam tarzı değişiklikleri öncelikli olmalı
Kaygı bozukluğunun günümüzde giderek yaygınlaştığına işaret eden Prof. Dr. Sayar, hastaların öncelikle günlük yaşam alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti. Uyku düzeni, beslenme biçimi, fiziksel aktivite ve sosyal ilişkiler gibi temel yaşam unsurlarının kaygı düzeyini doğrudan etkilediğini vurgulayan Sayar, bu alanlarda yapılacak düzenlemelerin birçok vakada ilaç ihtiyacını azaltabileceğini kaydetti.
Zihinsel sağlık için farkındalık çağrısı
Prof. Dr. Kemal Sayar, bireylerin kendi kapasitelerini aşan konularda sürekli kaygı duymasının ruh sağlığı üzerinde ciddi tahribat yarattığını söyledi. Kontrol edilebilir ve çözülebilir sorunlara odaklanmanın, kaygı yönetiminde atılacak en kritik adımlardan biri olduğunu belirtti.
TAP Başkanı, kaygı bozukluğu belirtileri yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini, ancak tedavi sürecinde ilaç dışı yöntemlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi. Terapi, nefes egzersizleri, mindfulness ve düzenli fiziksel aktivite gibi yöntemlerin kaygıyla baş etmede etkili araçlar olduğunu hatırlattı.
Psikopatlık ile ilişkili beyin bölgesi tespit edildi: 39 hasta üzerinde yapılan araştırma şaşırttı
Tüp bebek skandalında şok eden detay: 30 çocuğun biyolojik babası belirsiz kaldı
DSÖ'den kritik uyarı: Tedavisi ve aşısı bulunmayan virüs hızla yayılıyor
Uzmanlar uyardı: Asya kaplan sivrisineği bazı kan gruplarını daha çok tercih ediyor