Türkiye'nin önde gelen ekonomistlerinden sektör analistlerine kadar pek çok isim, yılın ikinci yarısında hayat pahalılığının daha da derinleşeceği yönünde uyarılarda bulunuyor. Özellikle döviz kurundaki dalgalanma, enerji maliyetlerindeki yükseliş ve tarımsal üretimdeki azalmanın birleşmesiyle birlikte raflardaki fiyatların hızla tırmanması bekleniyor.

Hangi ürünlerde artış bekleniyor?

Uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmelere göre, öncelikli olarak ayçiçek yağı, un, şeker, pirinç ve bakliyat grubunda ciddi fiyat artışları gündeme gelebilir. Bu ürünlerin hammaddelerinde yaşanan küresel tedarik sıkıntısı ve lojistik maliyetlerdeki artış, doğrudan tüketici fiyatlarına yansıyacak.

Bunun yanı sıra peynir, süt ve süt ürünleri ile kırmızı et ve tavuk gibi protein kaynaklarında da önemli oranlarda zam beklentisi bulunuyor. Yem fiyatlarındaki artışın etkisi hayvancılık sektörüne yansırken, süt üreticileri de maliyet baskısı altında eziliyor.

Temizlik ve hijyen ürünleri de listede

Sadece gıda ürünleri değil, deterjan, şampuan, sabun ve tuvalet kağıdı gibi temel hijyen ürünlerinde de fiyat artışı öngörülüyor. Petrokimya türevi hammaddelerin uluslararası piyasalardaki yüksek seyri, bu ürünlere de doğrudan zam olarak yansıyor.

Deprem bölgesi etkisi ve kuraklık faktörü

Türkiye'nin tarımsal üretim merkezlerinden biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşanan kuraklık ile deprem felaketinin tarım alanlarındaki olumsuz etkileri, iç piyasadaki arz-talep dengesini bozmuş durumda. Bu durum özellikle sebze ve meyve fiyatlarında kendini hissettiriyor.

Uzmanlar ne öneriyor?

Ekonomistler, vatandaşlara uzun ömürlü ve saklanabilir ürünlerden oluşan bir stok hazırlamalarını tavsiye ediyor. Konserve, kuru baklagiller, dondurulmuş gıdalar ve temel temizlik malzemeleri gibi ürünlerin önümüzdeki dönemde fiyat avantajı sağlayabileceği belirtiliyor.

Öte yandan uzmanlar, stok yaparken bilinçli tüketim ilkesinden sapılmaması ve ihtiyaç dışı alımlardan kaçınılması gerektiğinin de altını çiziyor. Piyasada suni talep oluşturarak fiyatları daha da yukarı çekmenin toplumsal refahı olumsuz etkileyeceği vurgulanıyor.