AK Parti'nin kuruluşunun 25. yılı geride kalırken, Türkiye'nin uzun vadeli hedefleri arasında yer alan 2053 ve 2071 vizyonlarının şekillenmesinde yapay zekâ teknolojisi öne çıkıyor.
Geçtiğimiz haziran ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuyla paylaşılan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı, 2026-2030 dönemini kapsayacak şekilde Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle yürürlüğe girdi. Plan, kapsamlı hedefleriyle dikkat çekiyor.
Plana göre somut hedefler
Eylem planı çerçevesinde Türkiye'nin veri merkezi kurulu gücünün 2030 yılına kadar en az 1 gigavata çıkarılması amaçlanıyor. Kamu yatırım programlarından yapay zekâ projelerine ayrılacak payın yüzde 2'nin altına düşmemesi öngörülüyor.
İnsan kaynağı yetiştirme tarafında ise iki yıl içinde 5 milyon vatandaşın yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi alması, 10 bin ileri düzey uzman ve 100 bin uygulama profesyonelinin yetiştirilmesi planlanıyor. Altyapı yatırımları için ağırlıklı olarak özel sektör kaynaklı en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi hedefleniyor.
HIT-30 teşvik programı devrede
2024 yılında başlatılan HIT-30 Programı kapsamında veri merkezi ve yapay zekâ yatırımlarına özel destekler sunuluyor. Özellikle veri merkezlerine yönelik teşvikler, sektörün gelişimi açısından kritik görülüyor.
Veri merkezleri neden stratejik önemde?
Yapay zekâ denildiğinde ilk akla yazılım gelmesine karşın, işin arkasında çok daha büyük bir altyapı yatıyor. Veri merkezi, enerji, güçlü iletişim altyapısı, sunucu, depolama ve yüksek işlem kapasitesi ile nitelikli insan kaynağı bu ekosistemin temel unsurlarını oluşturuyor.
Dünyanın güçlü ekonomileri de benzer stratejiler izliyor. Amerika veri merkezlerini ekonomik ve millî güvenlik altyapısının parçası olarak konumlandırırken, Çin "Doğunun Verisi, Batının Hesaplaması" projesiyle enerji kaynaklarının yoğun olduğu bölgelerde büyük veri merkezleri kuruyor.
İngiltere "AI Growth Zones" ile yapay zekâ büyüme bölgeleri oluştururken, Avrupa Birliği AI Gigafactory yatırımlarıyla teknolojik bağımsızlığını artırmaya çalışıyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin 1 gigavatlık kapasite hedefinin uluslararası ölçekte ne denli yerinde olduğunu ortaya koyuyor.
Dijital egemenlik meselesi
Türkiye'nin bu yatırımlara yalnızca ev sahipliği mi yapacağı yoksa teknolojinin üretiminde de söz sahibi mi olacağı sorusu sektörün en kritik tartışma konuları arasında yer alıyor. Yabancı yatırımın ekonomik açıdan değerli olduğu vurgulanırken, kritik verilerin nerede saklandığı, hangi altyapıda işlendiği ve kullanılan yazılım ile donanımın ne kadarının yerli olduğu giderek daha fazla önem kazanıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "dijital egemenlik" ve "egemen yapay zekâ kapasitesi" ifadelerini özellikle tercih etmesi, bu meselenin stratejik boyutunu gözler önüne seriyor.
Geç kalındı mı?
Amerika ve Çin'in teknolojide açık ara önde olduğu, Avrupa'nın milyarlarca avroluk yatırımlar gerçekleştirdiği bir ortamda "geç kalındı mı" sorusu sıklıkla gündeme geliyor. Ancak teknolojinin kendi kendini büyüten ve yeni teknolojileri doğuran bir yapıda olduğu hatırlatılarak, bu yaklaşımın kabul edilemez olduğu belirtiliyor. Bir veri merkezi kurulmasının yanında yeni nesil teknolojilerin gelişimini de tetikleyeceği, bu nedenle doğru zamanda atılan adımların ileride büyük fark yaratabileceği değerlendiriliyor.
RAM fiyatlarında tarihi patlama: DDR5 bellekler 5 kata kadar zamlandı
Akıllı telefonlar bizi dinliyor mu? Uygulama yüklerken buna dikkat
TEKNOFEST Mavi Vatan kapılarını açtı: 37 donanma platformu ziyaretçilerle buluşuyor
Çin sokaklarında robot polisler trafik denetimine başladı
Pekin'de robotların büyüleyen gösterisi: Atletinden baristasına
NASA’nın kurtarma görevi başarısız oldu. 22 yıllık gözlemevi Dünya’ya düşecek