Türkiye'nin birçok bölgesinde tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilmesini sağlayan büyük yeraltı su rezervleri, artan yer altı su çekimi ve iklim krizinin etkileriyle birlikte tehlikeli bir şekilde azalıyor. Uzmanlar, mevcut eğilimin devam etmesi halinde önümüzdeki yıllarda ciddi kuraklık sorunlarının ve tarımsal üretim kayıplarının kaçınılmaz olacağını belirtiyor.

Rezervler Geri Dönüşü Olmayan Noktaya mı İlerliyor?

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan hidrojeoloji uzmanları, özellikle İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Ege bölgelerinde yeraltı sularının kritik seviyelerin altına düştüğüne dikkat çekiyor. Yıllardır plansız ve denetimsiz yapılan sondaj çalışmaları ile aşırı sulama, yeraltı akiferlerinin hızla boşalmasına yol açıyor.

Tarım sektöründe faaliyet gösteren çiftçiler, yüzey sularının yetersiz kaldığı dönemlerde yeraltı sularına yönelmek zorunda kalıyor. Ancak bu durum, su kaynaklarının yenilenme hızının çok üzerinde bir tüketim anlamına geliyor. Yapılan ölçümler, birçok bölgede yeraltı su tablasının yıldan yıla ortalama 1 ila 2 metre arasında düştüğünü ortaya koyuyor.

İklim Değişikliği Süreci Hızlandırıyor

İklim değişikliğinin etkileriyle birlikte son yıllarda azalan yağış miktarı, yeraltı su kaynaklarının doğal olarak yenilenmesini de güçleştiriyor. Kurak geçen mevsimler, hem yüzey sularını hem de yeraltı rezervlerini olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, suyun artık 'mavi altın' olarak anıldığını ve bu kaynağın korunmasının ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini vurguluyor.

Çözüm İçin Acil Eylem Planı Çağrısı

Akademisyenler ve çevre kuruluşları, yeraltı su kaynaklarının korunmasına yönelik acil eylem planı oluşturulması gerektiğini belirtiyor. Öneriler arasında modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, damla sulama sistemlerine geçişin teşvik edilmesi, kaçak kuyuların denetlenmesi ve tarımsal üretim planlamasının su kaynaklarına göre yeniden düzenlenmesi yer alıyor.

Yetkililere seslenen uzmanlar, 'göz göre göre' yok olan bu devasa kaynağın korunması için toplumsal farkındalığın artırılması ve idari tedbirlerin sıkılaştırılması gerektiğini ifade ediyor. Aksi takdirde Türkiye'nin verimli tarım arazilerinin önümüzdeki on yıllarda ciddi tehdit altına girebileceği uyarısı yapılıyor.