Türkiye'nin gündemi durmak bilmiyor. Bir konu kapanırken yerini hemen bir yenisi alıyor. Ülkede olup bitenleri anlamlandırabilmek için başta din, vatan ve Atatürk olmak üzere üç temel hususta kapsamlı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyuluyor.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası dönemde özellikle "din istismarı" daha görünür hale geldi. Bu bağlamda tarikat, cemaat, holding ve örgüt yapılanmalarını doğru okuyabilmek büyük önem taşıyor.

Tarikat Yapılanması: Herkese Açık Bir Alan

Konunun uzmanlarına göre tarikat, insanların bir mürşidin ya da şeyhin rehberliğinde Allah'a ve Hz. Peygamber'e manevi olarak yaklaştırılmayı amaçlayan, belirli kurallara dayalı bir müessesedir. Bu yapılanmanın merkezinde yer alan tekkeler ve dergahlar temel mantık olarak herkese açıktır. "Gelene niye geldin, gidene niye gidiyorsun" gibi sorular sorulmaz. Tarikatlar kapalı yapılanmalar değil, şeffaf meydanlar olarak kabul edilir.

Cemaat Yapılanması: Yarı Kapalı Sistem

Sosyologların tanımıyla cemaat, ortak değerler ve güçlü sosyal bağlarla birbirine bağlı geleneksel topluluk yapısıdır. Ancak burada belirli düzeyde ve yer yer kapalı bir sistematik söz konusudur. Cemaate giren kişi bir nevi "kayıtlı üye" statüsüne geçer; üyeliğin gereklerini yerine getirmesi beklenir, imkânlarından yararlanır. Ayrılmak isteyenler ise dayanışma ağını kaybetmekle karşı karşıya kalır. Bu yönüyle cemaat yapılanmaları, tarikat ile kıyaslandığında şeffaflıktan uzaktır.

Holding Yapılanması: Ekonomik Çıkar Temelli

Holding söz konusu olduğunda ise insanlar duygusal ya da geleneksel bağlarla değil, ekonomik çıkar, kâr ve sözleşme doğrultusunda bir araya gelir. Sözleşmeyi imzalayan kişi holdingin çalışanı olur ve holding çıkarlarına uygun davranmak durumunda kalır. Dağıtılan ücret ve imkânlar tatminkâr olduğunda, çalışanlar için "daha çok çalışma" adeta bir dava haline gelir.

Örgüt Yapılanması: Amaçtan Sapma Durumu

Tarikat, cemaat veya holding fark etmeksizin, eğer devlet aleyhine organize bir faaliyet söz konusuysa burada örgüt kavramı devreye girer. Bazıları terör örgütü, bazıları ise suç örgütü olarak nitelendirilir. Elbette her tarikat, cemaat ya da holding terör veya suç örgütü değildir. Ancak amacından sapmış bir yapılanma, bünyesindeki masum insanları da yöneticilerinin kurbanı haline getirebilir.

Kur'an-ı Kerim'de yer alan "Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar; onun için onlara ateşten bir kat daha azap ver" (Araf Suresi, 38) ayeti, liderlerin sapma riskine ve saptırma ihtimaline açık bir uyarı olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle herhangi bir yapıya dahil olunmadan önce kapsamlı bir araştırma yapılması, şeyh, hocaefendi, lider veya patron seçiminin titizlikle gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.