Tunus'ta tutuklu bulunan Nahda Hareketi'nin kurucu lideri Raşid el-Gannuşi, hastanede uygulanan tam tecrit nedeniyle açlık ve ilaç grevine başladı.

Hastanede tam tecrit uygulanıyor

Gannuşi'nin savunma heyetinden yapılan yazılı açıklamada, 85 yaşındaki liderin 29 Temmuz'da hastaneye sevk edildiği ve o tarihten bu yana avukatları ile ailesinin kendisini ziyaret etmesine ya da sağlık durumuna ilişkin bilgi almasına izin verilmediği belirtildi.

Bilgi akışının tamamen kesildiği bu süreçte Gannuşi'nin 6 Ağustos Perşembe gününden bu yana açlık ve ilaç grevinde olduğunun öğrenildiği kaydedildi. Grev kararının, tecrit edilmesi ve en temel haklarından mahrum bırakılmasına karşı "son çare" olarak alındığı ifade edildi.

"İnsanlık dışı muamele" iddiası

Açıklamada, Gannuşi'nin "hassas bir sağlık durumuna" sahip olduğu belirtilerek, maruz kaldığı uygulamaların insanlık dışı muamele teşkil ettiği ve temel haklarının ihlal edildiği vurgulandı.

Savunma heyeti, söz konusu uygulamalar ve doğurabileceği sağlık riskleri nedeniyle Tunus makamlarını sorumlu tutarak, avukatları ve ailesinin Gannuşi'yi ziyaretine izin verilmesini talep etti. Tunus makamlarından ise konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

Suçlamaları reddediyor

Gannuşi, 17 Nisan 2023'te gözaltına alınmasının ardından "devlet güvenliğine karşı kışkırtma" suçlamasıyla tutuklanmış, ilerleyen süreçte farklı davalarda hakkında çeşitli hapis cezaları verilmişti. Gannuşi ise suçlamaların siyasi olduğunu belirterek reddediyor.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said daha önceki açıklamalarında, yargının bağımsız olduğunu ve muhaliflere yönelik siyasi yargılama iddialarını reddetmişti.

Said'in "olağanüstü tedbirleri"

Cumhurbaşkanı Said, 25 Temmuz 2021'de parlamentoyu feshetmek, Yüksek Yargı Konseyini dağıtmak ve kararnameyle yönetmek gibi adımlar içeren olağanüstü tedbirler uygulamaya başlamıştı. Bu süreçte yeni anayasa referandumu ve erken parlamento seçimleri de gerçekleştirilmişti.

Tunus'taki bazı siyasi aktörler, söz konusu adımları "bireysel yönetimin tesisi" olarak değerlendirirken, diğer kesimler ise "2011 devriminin düzeltilmesi" olarak nitelendiriyor.