ABD merkezli Axios haber sitesinin üç üst düzey kaynağa dayandırdığı özel haber, Trump yönetiminin İran'la yürüttüğü diplomaside şaşırtıcı bir yönteme başvurduğunu gözler önüne serdi. Buna göre Beyaz Saray müzakerecileri, resmi İran heyetinin Devrim Muhafızları'nın gerçek niyetlerini yansıtıp yansıtmadığından emin olamayınca, doğrudan Tahran'ın askeri kanadıyla iletişim kurma arayışına girdi.
Barzani devreye girdi
Washington'un bu hamlesinde kilit rol, her iki tarafın da güven duyduğu bir isme düştü: Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani. Beyaz Saray'ın, hem ABD yönetimi hem de Devrim Muhafızları nezdinde itibar sahibi olan Barzani'den arabuluculuk yapmasını istediği belirtildi.
Trump yönetimi böylece İran'ın resmi müzakerecilerini by-pass ederek Devrim Muhafızları Ordusu'yla bire bir temas kurmayı hedefledi.
Şifreli telefonla kritik görüşme
Sürecin somut adımı, 10 Mayıs tarihinde atıldı. Dönemin ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, Başkan Trump'ın onayıyla Barzani ile iletişime geçerek Devrim Muhafızları Komutanı General Ahmed Vahidi ile doğrudan bağlantı kurulmasını talep etti.
Dört gün sonra, 14 Mayıs'ta bir İranlı yetkili, Barzani'nin Erbil'deki ofisine şifreli bir telefon teslim etti. Bu hat üzerinden gerçekleştirilen güvenli görüşmede Barzani, Vahidi'ye Devrim Muhafızları'nın müzakerelere bakışını sordu. Vahidi'nin olumlu yanıtı, önce Gabbard'a, ardından da doğrudan Beyaz Saray'a iletildi.
Erbil'de gizli zirve planı
Bu ilk temas, çok daha kapsamlı bir girişime dönüştü. Taraflar, ABD ve İran'dan üst düzey yetkililerin Erbil'de bir araya geleceği, Barzani'nin ev sahipliğinde gizli bir toplantı yapılmasını planladı. Ancak Tahran bu öneriye doğrudan ret yanıtı vermedi; bunun yerine İsrail istihbaratının Kuzey Irak'taki geniş ağına dikkat çekerek İranlı heyet üyelerinin Erbil'de ya da intikal sırasında hedef alınabileceği uyarısında bulundu. Güvenlik kaygıları nedeniyle toplantı gerçekleşmedi.
Haberde Barzani'nin o tarihten bu yana Beyaz Saray'a müzakerelerin yeniden canlandırılması için arabuluculuk teklifini sürdürdüğü de kaydedildi.
Abraham Lincoln krizinin arkasında İran saldırıları
Öte yandan ABD Donanması'nın son dönemde yaşadığı lojistik sıkıntıların perde arkası da netleşmeye başladı. The New York Times'ın haberine göre, USS Abraham Lincoln uçak gemisinde yaşanan tedarik sorunları, savaşın ilk gününde İran'ın Bahreyn'deki ABD Donanması üssünü füze ve saldırı dronlarıyla vurmasından kaynaklandı.
Bu saldırıda donanmanın onlarca yıldır kullandığı kritik lojistik merkez büyük ölçüde tahrip edildi. Donanma, savaş uçaklarının operasyonlarını ve İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürebilmek için yeni bir ikmal noktası arayışına girerek Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia üssünü ana tedarik merkezine dönüştürdü. Ancak bu üs, Umman Körfezi'nde görev yapan iki ABD uçak gemisi taarruz grubuna yaklaşık 3 bin 500 kilometre uzaklıkta bulunuyor; bu mesafe gıda, yakıt ve mühimmat sevkiyatını ciddi şekilde zorlaştırıyor.
Katar-İran hattında pilot krizi
İran ile Katar arasında tırmanan gerilim ise farklı bir boyuta taşındı. Tahran, savaşın başlangıcındaki bir askeri operasyon sırasında iki savaş uçağının Katar hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü ve bu uçaklardaki üç pilotun esir alındığını ileri sürdü. İran, pilotların serbest bırakılmasını talep ederken Katar bu iddiaları kesin bir dille yalanladı ve "yanıltıcı açıklamalar karşısında şaşkınlık duyduğunu" bildirdi.
Tahran, kaybolduğu belirtilen pilotların akıbetinin araştırılması için Katar'a uzman bir ekip göndermek istediğini açıklarken, diplomatik krizin derinleştiği bildirildi.
Netanyahu'nun 'Türkiye kartı' seçim sarmalında: Anketler köşeye sıkıştırdı, gerilim tırmandı