Türkiye ekonomisi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in atandığı Haziran 2023'ten bu yana geçen 3 yıllık sürede küresel ekonomik trendlerden giderek uzaklaşan bir performans ortaya koydu. Bu dönemde uygulanan ortodoks para politikası ve sıkılaştırma adımları, hem enflasyon hem de büyüme rakamlarında Türkiye'yi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden farklı bir noktaya taşıdı.

Enflasyonda küresel ayrışma

Şimşek döneminin en çarpıcı verisi, Türkiye'nin enflasyon oranındaki seyir oldu. Avrupa Birliği, ABD ve gelişmekte olan ülkelerin büyük bölümünde enflasyon düşüş eğilimine girerken, Türkiye'de tüketici enflasyonu uzun süre yüzde 70'lerin üzerinde seyretti. Son açıklanan verilere göre yıllık enflasyon hâlâ gelişmiş ülke ortalamalarının çok üzerinde bulunuyor.

Faiz politikasında sert duruş

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şimşek'in politika tercihleri doğrultusunda politika faizini yüzde 8,5'ten yüzde 50 seviyesine kadar yükseltti. Bu karar, Türkiye'yi dünyada en yüksek faiz veren ülkeler arasına sokarken, küresel piyasalarda faiz indirimine gidilen bir dönemde ciddi bir ayrışma yarattı.

Büyüme ve istihdamda farklı tablo

Küresel ekonomide büyüme hızlanırken, Türkiye ekonomisi 2024 yılında daha ılımlı bir büyüme performansı sergiledi. Sıkı para politikasının etkisiyle iç talep baskılanırken, ihracat ise sınırlı bir toparlanma gösterdi. İşsizlik oranlarında ise kısmi iyileşme sağlansa da, genç işsizlik sorunu çözüme kavuşmadı.

Yabancı yatırımcıda güven sorunu

Şimşek'in atanmasının ardından kısa süreli bir piyasa rahatlama yaşansa da, portföy yatırımları ve doğrudan yabancı yatırımlar beklenen seviyelere ulaşamadı. Yabancı yatırımcının Türkiye'ye geri dönüşü bir türlü sağlanamazken, CDS primleri de gelişmekte olan ülke ortalamasının üzerinde kalmaya devam etti.

Önümüzdeki dönem beklentileri

Ekonomistler, Şimşek'in sürdürdüğü programın sonuçlarının 2026 ve sonrasında daha net görüleceğini belirtiyor. Enflasyonun tek haneli rakamlara gerilemesi, faiz indirimlerinin başlaması ve uluslararası yatırımcı güveninin yeniden inşası, önümüzdeki sürecin en kritik gündem maddeleri arasında yer alıyor.