Millet iradesini hiçe sayarak el kaldıranlar, tarih sahnesinde yerlerini çoktan kaybetmiştir. Halkın sesine kulak tıkayan, sorumluluk almaktan kaçınan ve kritik kararlarda kamuoyunun taleplerini görmezden gelen isimler, toplumsal hafızada ağır bir yargılamayla karşı karşıyadır.

Tarih, hesap verenlerin yanında

Tarih boyunca milletlerin kaderini belirleyen en önemli unsur, yöneticilerin halkla olan bağıdır. Bu bağı koparanlar, er ya da geç hesap vermek zorunda kalmıştır. El kaldırarak alınan kararlar, oyların arkasındaki vicdanı temsil etmediğinde, o kararın meşruiyeti tartışmalı hale gelir.

Unutulmayan hatıralar

Toplumlar, kendi çıkarlarını korumak yerine başkalarının emirlerini yerine getirenleri asla unutmaz. Millet, her zaman kendi iradesini çiğneyenleri hatırlama kapasitesine sahiptir. Tarih kitapları da bu tür figürları, ibret vesikası olarak sayfalarında barındırmaya devam edecektir.

Sonuç olarak, halkın teveccühüne güvenerek değil de baskı ve dayatmalarla hareket edenler, er geç milletin vicdanında mahkum olur. Tarih affetmez, millet de affetmez.