Dünya Altın Konseyi'nin (WGC) Nisan 2026 raporu, küresel ölçekte merkez bankalarının altına olan talebinin güçlü biçimde devam ettiğini ortaya koydu. Artan jeopolitik riskler ve küresel belirsizlikler, ülkeleri rezervlerini çeşitlendirmeye ve değerli metallere yönelmeye itiyor.

Türkiye, Avrupa ülkelerini geride bıraktı

Rapora göre ABD, Almanya ve Çin, merkez bankası altın talebinde ilk sıralarda yer alırken, Türkiye önemli bir yükseliş gösterdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) altın rezervlerini artırma stratejisi sayesinde ülke, bazı köklü Avrupa ekonomilerini geride bırakmayı başardı. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki güçlü duruşunun ve bağımsız rezerv politikasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar, Türkiye'nin son yıllarda sistematik biçimde sürdürdüğü altın alımlarının, küresel ekonomik krizlere karşı atılmış stratejik bir adım olduğunu vurguluyor. Merkez bankasının altın portföyünü büyütme kararlılığı, ülkenin finansal istikrar arayışının en net göstergelerinden biri olarak gösteriliyor.

Jeopolitik riskler altının cazibesini artırıyor

Dünya genelinde artan jeopolitik gerilimler, merkez bankalarını geleneksel rezerv araçlarının ötesine geçmeye yönlendiriyor. Altın, tarihsel güvenli liman olma özelliğiyle bu dönemde yeniden öne çıkıyor. Başta gelişmiş ekonomiler olmak üzere birçok ülke, dolar ve diğer itibari para birimlerine olan bağımlılığı azaltmak amacıyla altın rezervlerini güçlendiriyor.

WGC raporu, önümüzdeki dönemde de merkez bankalarının altın alımlarının devam edeceğine işaret ediyor. Küresel ticaret savaşları, bölgesel çatışmalar ve ekonomik dalgalanmalar, altına olan kurumsal talebi destekleyen temel faktörler arasında sıralanıyor.