Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke'de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, her ne kadar aniden gündeme gelmiş gibi görünse de aslında aylardır süren yoğun diplomatik trafiğin neticesinde hayata geçirildi. Üst düzey kaynaklar, bu yöndeki görüşmelerin uzun süredir ciddiyetle yürütüldüğünü ve anlaşmanın 'bir zorunluluk' olarak değerlendirildiğini belirtiyor.

Üç Ülkenin Farklı Güçleri Tek Çatı Altında

İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen kurala dayalı uluslararası sistemin temellerinin sorgulanmaya başlandığı bir dönemde, bölgesel güçler yeni ittifak arayışlarına yöneldi. Bu çerçevede üç ülke, en güçlü oldukları alanları bir araya getirerek ortak bir gelecek inşa etme kararı aldı.

  • Türkiye: Savunma sanayii teknolojisi ve tarihsel bağlardan gelen yumuşak güç.
  • Suudi Arabistan: Dünya petrollerinin yüzde 20'sine sahip olması nedeniyle ekonomik kaynak.
  • Pakistan: Nükleer cephaneliği ve bunun sağladığı caydırıcılık.

NATO'nun 5. Maddesini Andıran Hükm

Anlaşmanın en dikkat çekici maddesi, üç ülkeden birine yapılacak silahlı saldırının hepsine yapılmış sayılacağı yönündeki taahhüt oldu. Bu ifade, NATO'nun ünlü 5. maddesinin neredeyse birebir uyarlaması niteliğinde. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın son dönemde sıklıkla vurguladığı 'Bölgesel Sahiplenme' kavramı, yeni güvenlik mimarisinin ruhunu yansıtıyor.

NATO Üyeliği Tartışması

Anlaşmanın Türkiye'nin NATO üyeliğine etkisi de önemli bir soru olarak gündeme geldi. Ankara'dan yapılan ilk değerlendirmelerde, bu anlaşmanın NATO üyeliğine herhangi bir zarar vermeyeceği ve Türkiye'nin bu pozisyonunda bir değişiklik olmayacağı mesajı verildi.

İsrail ve İran'dan İlk Tepkiler

Anlaşmadan rahatsızlık duyan iki ülke öne çıktı. İsrail medyasında yer alan haberlerde, bu paktın Türkiye'yi bölgesel arenada çok daha etkili bir aktör haline getireceği vurgulandı. İran cephesinden de anlaşmaya yönelik sert açıklamalar geldiği bildirildi.

Küresel Belirsizlik ve Yeni İttifaklar

ABD'nin Trump yönetimiyle birlikte Avrupa'yı 1945 sonrası güvenlik şemsiyesinden çıkarma tehdidi, kıta devletlerini de yeni arayışlara yönlendirdi. Almanya, Fransa'nın nükleer caydırıcılığından yararlanmak için Paris ile ortak çalışmalara başladı. Bu gelişmeler, jeopolitik fay hatlarının aynı anda hareket geçtiği bir 'belirsizlik dönemi'nin yaşandığını ortaya koyuyor.

Uzmanlar, Mekke Anlaşması'nın yeterli caydırıcılık üretme kapasitesini koruması halinde bölgesel güvenlik açısından son derece kıymetli bir perspektif sunacağını değerlendiriyor.