Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Cuma günü Mekke'de imzalanan Mekke Savunma Anlaşması, uluslararası kamuoyunun gündeminde geniş yer bulmaya devam ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri merkezli 'Voice of Emirates' gazetesi, üç ülke arasındaki tarihi anlaşmanın perde arkasını kapsamlı bir analizle okuyucularına aktardı.

Üç ülkenin anlaşmaya sunduğu güç dengesi

Yayımlanan analizde, ittifakın üç sacayağı üzerine inşa edildiği belirtildi. Buna göre Pakistan, nükleer kapasitesi, geniş çaplı askeri yapılanması ve onlarca yıllık sahadaki tecrübesiyle anlaşmanın askeri omurgasını oluşturuyor. Türkiye ise NATO üyeliği, büyük ordusu, ileri düzey savunma sanayisi ve sınır ötesi operasyon kabiliyetiyle öne çıkıyor. Suudi Arabistan'ın katkısı ise ağırlıklı olarak ekonomik ve finansal güç üzerinden şekilleniyor.

Voice of Emirates, bu güç dağılımı nedeniyle anlaşmanın klasik bir eşit savunma ittifakı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Anlaşmanın ilk askeri uygulaması Pakistan'dan geldi

Analizde dikkat çeken bir diğer detay, anlaşmanın ilk somut askeri uygulamasının Pakistan tarafından hayata geçirilmiş olması. İran'ın Mart 2026'da Suudi Arabistan'a yönelik düzenlediği saldırıların ardından Suudi Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir'in bir araya gelerek karşılıklı savunma hükümlerini masaya yatırdığı aktarıldı. Söz konusu gelişme, tarafların sahadaki ihtiyaçlarının nasıl şekilleneceğine dair önemli bir referans noktası olarak gösterildi.

Türkiye için yeni fırsatlar kapıda

Atlantic Council düşünce kuruluşundan Rich Outzen'ın görüşlerine de yer verilen analizde, Suudi Arabistan'ın Türkiye için çok yönlü bir ortak profili çizdiği belirtildi. Buna göre Riyad; Türkiye açısından savunma sanayisi pazarı, yatırım ve sermaye kaynağı, enerji ortağı ve Körfez bölgesinde ekonomik-siyasi iş birliği kapısı işlevi görüyor.

Analizde, "Türkiye ve Pakistan masaya daha büyük askeri ağırlık koyuyor. Suudi Arabistan ise bu ağırlığı kendi güvenliğine bağlayabilecek unsurları sağlıyor: Para, yatırım, enerji, sözleşmeler, pazarlar ve ekonomik nüfuz" ifadelerine yer verildi. Outzen'a göre bu denklem, Türkiye'nin savunma sanayisi ihracatında yeni ticari koridorlar açılmasına ve ticaret, enerji ile iş dünyası arasındaki bağların güçlenmesine zemin hazırlayabilir.

Diplomatik trafiğin son durumu

Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını belirterek, savunma iş birliğinin bölgesel istikrara katkı sunacağını söyledi. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ise iç politikadaki birlik ve dayanışma ortamına atıfta bulunarak, anlaşma için şu an en uygun zamanlama olduğunu ifade etti.