Türkiye, uluslararası hukuk çerçevesinde deniz koruma alanları oluşturma yönündeki çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Cumhurbaşkanı kararıyla Ege ve Akdeniz'deki iki stratejik bölge, Deniz Milli Parkı statüsüne kavuştu. Kuzey Ege ve Fethiye-Kaş bölgelerini kapsayan bu kararla birlikte, Mavi Vatan sınırları içindeki çevre koruma alanları önemli ölçüde genişletilmiş oldu.

Hukuki pozisyon güçlendirildi

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Türkiye'nin Mavi Vatan'ın biyolojik ve çevresel zenginliklerinin korunmasına büyük önem verdiğini vurguladı. Yeni milli parkların, Türkiye'nin deniz yetki alanlarına ilişkin tutumuyla tam bir uyum içinde olduğu belirtildi.

Bu adımla Ankara, yalnızca kara sularında değil, deniz yetki alanlarının tamamında çevreyi koruma iradesini bir kez daha dünyaya göstermiş oldu. Dışişleri kaynakları ayrıca, Yunanistan'ın geçmişte attığı tek taraflı adımların Türkiye açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığını bir kez daha hatırlattı.

Yaycı: 4 kritik kazanım

Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, kararın Türkiye'ye sağladığı kazanımları dört başlık altında sıraladı:

Birincisi; deniz çevresinin, biyolojik çeşitliliğin, deniz canlılarının ve su altı kültürel mirasının devlet güvencesi altına alınması sağlanıyor. İkincisi; Türkiye'nin deniz alanlarındaki düzenleme, yönetme ve denetleme kapasitesi güçleniyor; devletin denizlerdeki idari etkinliği görünür hale geliyor. Üçüncüsü; Türkiye'nin Mavi Vatan'da pasif kalmayacağı, deniz alanlarını bilimsel esaslarla koruyacağı ve haklarını fiilen takip edeceği net biçimde ortaya konuyor. Dördüncüsü; Yunanistan'ın çevre koruma kavramını araçsallaştırarak Adalar Denizi'nde tek taraflı fiili durum yaratma çabalarına karşı siyasi ve stratejik bir denge oluşturuluyor.

Yaycı, kararın Yunanistan açısından en önemli sonucunun, Atina'nın 'Ben ilan ederim, Türkiye yalnızca itiraz eder' anlayışının boşa çıkarılması olduğunu söyledi.

Yunanistan'da 'kabul edilemez' tepkisi

Yunan basını, Türkiye'nin milli park ilanını 'provokasyon' olarak duyurdu. Milli park kapsamına alınan bölgelerin, Atina'nın kendi kıta sahanlığı iddiasıyla örtüşen alanlarda yer aldığı öne sürüldü. Süreci 'derin endişe' ile takip eden Yunan medyası, 'Meis çevreleniyor, Mavi Vatan haritası çiziliyor' yorumunu yaptı.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı ise kararın kabul edilemez olduğunu açıklayarak sert bir tutum sergiledi.

Tedbirler eksiksiz uygulanacak

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın koordinasyonunda, ilgili tüm bakanlıklarla eş güdüm halinde yönetilecek parklarda, seyrüsefer serbestisini koruyacak tedbirlerin de titizlikle uygulanacağı bildirildi.

Öte yandan, bugünkü kararın arkasında çok aşamalı bir diplomatik ve hukiki süreç yatıyor. Türkiye'nin Nisan 2025'te açıkladığı deniz mekansal planlama haritası, Haziran ayında UNESCO nezdinde tescil edilmişti. Ağustos 2025'te kayıt altına alınan iki stratejik bölge, bugünkü Cumhurbaşkanı kararıyla nihai hukuki statüsüne kavuştu.