Körfez basınında yer alan analizler, eski dönemdeki rekabeti geride bırakan Türkiye-Mısır yakınlaşmasının İsrail cephesinde ciddi endişelere yol açtığını ortaya koydu. İki ülkenin liderlerinin ve üst düzey yetkililerinin yoğun diplomatik trafiği, stratejik ilişkilerin yeni bir boyuta taşındığına işaret ediyor.

Askeri ve istihbarat alanında derinleşen iş birliği

Türkiye ve Mısır arasında düzenlenen ortak askeri tatbikatlar, iki ülkenin savunma sanayi alanındaki iş birliğini derinleştirmesi ve özellikle istihbarat teşkilatları arasındaki koordinasyonun diğer tüm alanların önüne geçmesi, bölgesel dengeleri değiştirecek adımlar olarak değerlendiriliyor.

"Resmi ittifakın eşiğindeler"

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mısırlı stratejik ve askeri analist, emekli general Samir Ragheb, Türkiye-Mısır ilişkisini "hayati ve stratejik" olarak nitelendirdi. Ragheb, iki ülkenin İsrail'in bölgedeki nüfuzunu genişletme çabalarına karşı önemli bir bariyer oluşturduğunu vurguladı.

Emekli general, "İki ülke, NATO'nun tek Müslüman üyesi ile en kalabalık Arap ülkesini bir araya getirecek resmi bir ittifakın eşiğinde görünüyor" ifadelerini kullandı.

Somali, Sudan ve ABD-İran hattında ortak çaba

Ragheb, Türkiye ve Mısır'ın Somali ve Sudan'ın toprak bütünlüğünün korunması noktasında ortak bir mücadele yürüttüğünün altını çizdi. İki ülkenin ayrıca ABD-İran arasındaki gerilimin sona erdirilmesi için de yoğun çaba harcadığını belirtti.

İsrail'in asıl korkusu Türkiye

Türkiye ve Mısır'ın artan askeri kapasitelerinin İsrailli yetkilileri rahatsız ettiğini dile getiren Ragheb, şu çarpıcı değerlendirmede bulundu:

"İsrail, Türkiye ve Mısır söz konusu olduğunda gelecekle ilgili korkularını dile getiriyor. İkisi de İsrail'e karşı savaş açmayacak, ancak ikisi de bölgedeki birçok noktada İsrail'in planlarını sessizce engelledi. İsrail, Suriye ve Irak'taki nüfuzu nedeniyle Mısır'dan çok Türkiye'den korkuyor."

Bu açıklamalar, Türkiye'nin bölgesel diplomasideki ağırlığının arttığını ve Ankara'nın İsrail'in bölgesel hesaplarını bozmada belirleyici bir aktör haline geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi.