BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs meselesine ilişkin diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdığı süreçte, Avrupa Birliği (AB) de adaya yönelik politikalarıyla sahneye çıkmaya devam ediyor. Ancak Birliğin, uluslararası uyuşmazlıklarda aktif bir rol üstlenebilmesi için gereken temel kriterleri karşılamaktan uzak olduğu bildiriliyor.

Sürece dahil olma arayışı

AB'nin Kıbrıs sorununda taraf olmamasına rağmen, Ada'daki gelişmeleri yakından takip ettiği ve sürece şekil verme çabası içinde olduğu biliniyor. Birliğin özellikle son dönemde Kıbrıs Rum kesimiyle uyumlu bir diplomatik tutum sergilemesi dikkat çekiyor.

Uluslararası hukuk uzmanları, AB'nin tarafsız bir arabulucu kimliğine sahip olmadığını, zira Kıbrıs Rum kesiminin Birlik üyesi statüsünde bulunması nedeniyle çıkar çatışması yaşandığını vurguluyor. Bu durum, AB'nin sürece dahil olma girişimlerinin meşruiyetine gölge düşürüyor.

Temel kriterler tartışması

Diplomatik kaynaklar, uluslararası bir uyuşmazlıkta arabuluculuk yapabilmek için tarafsızlık, meşruiyet ve taraflarca kabul görme gibi temel ilkelerin şart olduğunu belirtiyor. AB'nin ise bu ilkeleri karşılamakta yetersiz kaldığı, Ada'daki gerçeklerin görmezden gelindiği bir yaklaşım sergilediği ifade ediliyor.

BM çatısı altında yürütülen görüşmelerde ise Guterres'in Kıbrıs'taki iki taraf arasında kapsamlı bir müzakere zemini oluşturmaya çalıştığı, bu çabalara uluslararası toplumun desteğinin kritik önem taşıdığı kaydediliyor.