Kariye'de gerçekleştirilen bir toplantıda, farklı dönemlerde İsrail hapishanelerinde uzun yıllar esir tutulan ve takas anlaşmalarıyla özgürlüklerine kavuşan Nafiz Nayif Salim El-Hac Hüseyin, Osman Said Ahmed Said ve Fehd Eş-Şeludi, yaşadıkları trajik süreçleri kamuoyuyla paylaştı.

İsrail zindanlarında 9 bin 400 esir var

Hüseyin, İsrail hapishanelerinde müebbet hapis cezasına çarptırılmasının ardından esir takasıyla serbest bırakıldığını hatırlatarak, "Şu an itibarıyla İsrail zindanlarında esir tutulan 9 bin 400 esir bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.

Filistin davasının 7 Ekim 2023'te başlamadığının altını çizen Hüseyin, şunları söyledi:

"Filistin davası ne bugün ne de 7 Ekim'de doğmuş bir şey değil. Filistin davası, topraklarının işgalciler tarafından ele geçirildiği günden bu yana süregelen bir meseledir."

İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında bugüne kadar 17 hapishane kurduğunu ve bu cezaevlerinde yıllar içinde 1 milyondan fazla Filistinlinin tutulduğunu dile getiren Hüseyin, verilen rakamların sadece istatistik olmadığını vurguladı:

"Bu rakamlar yalnızca bir sayıdan ibaret değil. Arkasında aileler, eşler, çocuklar ve gerçek yaşanmış acılar var."

31 yıl boyunca esir tutuldu

Yaklaşık 31 yıl İsrail hapishanelerinde kalan Osman Said Ahmed Said, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin münferit olaylar olmadığını, aksine sistematik bir yapının parçası olduğunu belirtti.

Said, ihlallerin bireysel değil organize bir emir silsilesi çerçevesinde uygulandığını şu sözlerle anlattı:

"Bu ihlaller sadece bireysel eylemler değil, en aşağıdakinden en üsttekine kadar sistematik bir komuta zinciri içinde gerçekleştirilen uygulamalardır."

Hapishane yönetiminin esirleri aç bırakma işkencesini programlı bir şekilde uyguladığını aktaran Said, "Bir yıldan kısa sürede 20 kilodan fazla kilo veren insanlar vardı" dedi.

İsrail hapishanelerinde su ve gıdaya erişimin kısıtlandığını, sağlık hizmetlerine ulaşımın engellendiğini belirten Said, çıplak arama sırasında fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldıklarını şöyle ifade etti:

"Bu işkenceler tek bir güne mahsus değildi. Kişinin hapishaneye girmesiyle başlayıp çıkış gününe kadar her gün, bazen günde birden fazla kez uygulanan sistematik uygulamalardı."

Doktorlar da işkence sürecine dahil oluyor

Yaklaşık 20 yıl İsrail hapishanelerinde kalan Fehd Eş-Şeludi, uluslararası kamuoyunun cezaevlerinde yaşananlara daha fazla ilgi göstermesi gerektiğine dikkat çekti.

İsrail'in askeri ve güvenlik açısından tamamen çöktüğünü savunan Şeludi, ülkenin sosyal, siyasi ve güvenlik boyutlarıyla yaşadığı çöküşün dünya kamuoyuna aktarılması gerektiğini söyledi.

Filistinli esirlere uygulanan işkencelerin büyük ölçüde gizlendiğine işaret eden Şeludi, çarpıcı bir iddiada bulundu:

"Hapishanelerde insanlara işkence yapmak için doktorlar bile görevlendiriliyor."

Uluslararası kamuoyuna seslenen Şeludi, "İsrail dünyaya yüktür" mesajı vererek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Biz, son Yahudi'yi kendi ülkemizden kovuncaya kadar topraklarımızı terk etmemekte kararlıyız."