İsrail'in yayılmacı politikaları, Filistin topraklarındaki tarihi ve kültürel miras alanlarını da tehdit etmeye başladı. Filistin'in Beytüllahim şehri yakınlarında konumlanan ve Süleyman Havuzları olarak bilinen antik su rezervuarları, İsrailli aşırı sağcı politikacıların hedefi haline geldi.

Oslo Anlaşması'nı 'silme' tehdidi

İngiliz The Guardian gazetesinin aktardığına göre; İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, mayıs ayında yaptığı açıklamada, 30 yılı aşkın süre önce Filistinlilerin Süleyman Havuzları'na sahip olduğunu teyit eden anlaşmaları 'silme' tehdidinde bulundu. Bu tehditin ardından bölgedeki İsrail askeri ve yerleşimci varlığında belirgin bir artış gözlemlendi.

Smotrich ve bir diğer aşırı sağcı İsrailli milletvekili Zvi Sukkot'un, Filistinlilerin bölgeden uzaklaştırılması yönündeki çağrıları, antik havuzları doğrudan tehdit altına soktu. Nitekim 10 Temmuz'da İsrail askerleri bölgeye baskın düzenleyerek, havuzlarda yüzen Filistinli çocukları göz yaşartıcı gaz kullanarak dağıttı. Oysa Süleyman Havuzları'nın Filistinlilere ait olduğu, 1995 tarihli İkinci Oslo Anlaşması kapsamında uluslararası hukuk çerçevesinde karara bağlanmıştı.

Antik mirasın binlerce yıllık hikayesi

Havuzların tarihi, MÖ 2. yüzyıla kadar uzanıyor. Ancak ana yapı; yaklaşık 13 kilometre uzaklıktaki Kudüs'e su sağlamak amacıyla inşa edilen, iki devasa rezervuar, su kemerleri ve tünellerden oluşan mühendislik harikası projenin parçası olarak bir yüzyıl sonra Romalılar tarafından tamamlandı.

Bölgedeki Osmanlı İmparatorluğu mirası ise hayli önemli. Osmanlı yönetimi döneminde su teminini güvence altına almak amacıyla bölgeye bir kale inşa edilirken, üçüncü bir anıtsal havza da eklenmişti. 1923-1948 yılları arasındaki İngiliz Mandası döneminde ise sistem metal borular ve pompalarla modernize edilmişti. Osmanlı İmparatorluğu, Filistin bölgesini tam 401 yıl boyunca yönetti. 1516'da başlayan bu dönem, 1917'de I. Dünya Savaşı sırasında sona erdi.

Adı Kanuni Sultan Süleyman'dan geliyor

Guardian'a konuşan uzmanlar, İsrail'in tehdidinin yalnızca arkeolojik kaygılarla sınırlı olmadığını, bunun toprak gasbına yönelik yeni bir strateji olduğunu vurguluyor. 250 bin metreküp kapasiteye sahip ve antik dünyadan günümüze ulaşan en büyük su sistemlerinden birini oluşturan üç dikdörtgen havuz, Filistin egemenliğine karşı yürütülen yeni bir ilhak girişiminin sembolü haline geldi.

İsrail, 'Solomon' adıyla andığı havuzların Yahudilere ait olduğunu öne sürüyor. Ancak İsrailli arkeolog Alon Arad bile bu duruma tepki göstererek, "Bu sit alanı, Oslo Anlaşması'nı iptal etmek için bir silah olarak kullanılıyor. Oysa Batı Şeria'da 6 bin antik sit alanı var ve bunların yalnızca küçük bir bölümü Yahudi mirasıyla bağlantılı" ifadelerini kullandı.

Beytüllahim Turizm ve Antik Eserler Departmanı Başkanı Eman el-Titi ise havuzlara adını veren 'Süleyman' isminin, 16. yüzyılda Kudüs'ün surlarını ve su kaynaklarını yeniden inşa eden Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ı ifade etmek için kullanıldığını belirtti. Bu bilgi, havuzların İsrail'in iddia ettiği gibi Yahudi tarihiyle değil, doğrudan Osmanlı mirasıyla bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.