Esad rejiminin çöküşünün ardından Suriye sahnesinde yeni bir dönem başlarken, Türkiye'nin bu ülkedeki varlığı çok yönlü bir şekilde güçleniyor. İsrail'in Maariv gazetesinde yayımlanan kapsamlı analiz, Ankara'nın askeri, ekonomik ve siyasi hamlelerinin Tel Aviv'de yakından izlendiğini gözler önüne serdi.

Askeri Varlık Dikkat Çekiyor

Maariv'in haberine göre Türkiye, Suriye'nin kuzeybatısında 20 binden fazla asker ve güvenlik personeli bulunduruyor. Bu güçler; lojistik imkânlar, hava desteği, gelişmiş askeri ekipman ve füze savunma sistemleriyle destekleniyor. Söz konusu kapasitenin, bölgedeki diğer aktörlerin sahip olmadığı ölçekte bir operasyonel güç sunduğu ifade edildi.

Bu yapılanmanın önemli adımlarından biri olarak Ağustos 2025'te Ankara ile Şam arasında imzalanan askeri iş birliği anlaşması gösterildi. Anlaşma; terörle mücadele, mayın temizleme, siber savunma, askeri mühendislik ve lojistik alanlarında iş birliğini kapsıyor.

Suriye Ordusunun Yeniden Yapılanmasına Katkı

Türkiye'nin Suriye ordusunun yeniden inşasında da etkin bir rol üstlendiği aktarıldı. Buna göre Türk askeri danışmanlar, Şam yönetiminin komuta yapısı ve savaş doktrininin oluşturulmasına katkı sağlıyor. Türk askeri heyetleri, Savunma Bakanlığı yetkilileriyle düzenli temas halinde bulunurken, Ankara planların uygulanmasını takip etmek üzere Şam'a askeri ataşe atadı.

Haberde, Türkiye'nin eğitim ve lojistiğin yanı sıra gözlem ve iletişim sistemleri de sağladığı, zırhlı araçlar, Bayraktar İHA'ları, hafif silahlar ve kısa menzilli roket sistemleri dahil çeşitli askeri ekipmanlar sunduğu bilgisi paylaşıldı.

Ekonomik Ortaklık ve Ticaret Hedefleri

Ankara'nın Suriye üzerindeki etkisi yalnızca askeri alanla sınırlı değil. İki ülke; ticaret, enerji, ulaşım, altyapı ve yatırım konularında kapsamlı bir ortaklığa doğru ilerliyor. Maariv'e göre mevcut 3,7 milyar dolarlık yıllık ticaret hacminin iki yıl içinde 5 milyar dolara, önümüzdeki on yılın başlarında ise 10 milyar dolara çıkarılması planlanıyor.

Bölgesel Koridor Projesi

Türkiye'nin Suriye'yi bölgesel bir ulaşım ve ticaret koridoruna dönüştürme vizyonu da haberin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Bu çerçevede gündeme gelen projeyle Türkiye ve Suriye'nin Basra Körfezi, Hazar Denizi, Akdeniz ve Karadeniz üzerinden birbirine bağlanması amaçlanıyor.

Öte yandan Ürdün ile sürdürülen görüşmelerde demiryolu ağlarının genişletilmesi, limanların entegrasyonu ve Orta Doğu genelinde kara taşımacılığının kolaylaştırılması gibi başlıklar ele alınıyor.

Diplomasi Alanında da Aktif Rol

Türkiye'nin Suriye'deki etkisi diplomasi sahasında da kendini gösteriyor. Esad'ın devrilmesinin ardından Ankara, Suudi Arabistan ile birlikte yeni Suriye hükümetinin uluslararası tanınırlığı için girişimlerde bulundu. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'nın ilk resmi ziyaretleri için Türkiye ve Suudi Arabistan'ı tercih etmesi, Ankara ve Riyad'ın yeni dönemdeki ağırlığının bir göstergesi olarak yorumlandı.

İsrail'in Endişesinin Kaynağı

Maariv'in analizinde ortaya çıkan tablo, Türkiye'nin Suriye'de artık yalnızca sınır güvenliğiyle ilgilenen bir komşu olmaktan çıktığını ortaya koyuyor. Ankara; ordu, ekonomi, enerji, ulaşım, eğitim ve diplomasi alanlarında kurduğu bağlantılarla Suriye'nin yeniden yapılanmasında merkezi bir aktör haline geliyor.

Bu durumun, Türkiye'nin İran'ın bölgede bıraktığı etkinin önemli bir bölümünü devralması ve Suriye üzerinden yeni bir bölgesel eksen oluşturması ihtimalini de beraberinde getirdiği değerlendiriliyor.