İngiltere'de siyasi sahne yeni bir döneme giriyor. "Kuzey'in Kralı" lakabıyla tanınan Andy Burnham, Kral III. Charles ile Buckingham Sarayı'nda gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Keir Starmer'ın yerini alarak ülkenin 59. başbakanı oldu. Manchester'ın eski belediye başkanı ve Makerfield Milletvekili olarak bilinen Burnham, böylece son on yılda Downing Street 10 Numara'ya taşınan yedinci başbakan unvanını da aldı.

İlk konuşmada 'dürüstlük' vurgusu

Göreve başlar başlamaz Downing Street önünde halka seslenmesi beklenen Burnham'ın, İngiltere'nin son dönemde yaşadığı siyasi çalkantılara dikkat çekmesi ve ülkenin karşı karşıya bulunduğu sorunlar hakkında "dürüst olunması gerektiği" mesajını vermesi öngörülüyor.

Yeni başbakanın, önümüzdeki süreci "düşünme ve kararlılık dönemi" olarak tanımlaması, hayat pahalılığıyla mücadelede vatandaşlara "daha fazla nefes alma alanı" sağlayacak politikalara ağırlık vermesi bekleniyor.

Tek aday olarak zafere ulaştı

Parlamentodaki 379 İşçi Partili milletvekilinin desteğini alan Burnham, tek aday olarak girdiği yarışın ardından 17 Temmuz'da partinin resmi lideri ilan edilmişti. Lider seçildikten sonra yaptığı açıklamada, İngiliz siyasetinde "son 40 yılın en önemli değişim anının" eşiğinde olduklarını belirten Burnham, ülkeyi yeniden inşa etme ve yönetim anlayışını köklü biçimde değiştirme sözü vermişti. Yeni lider ayrıca yetkilerin Westminster'dan yerel yönetimlere devredileceğini ve diğer siyasi partilerle daha yapıcı bir çalışma yürütüleceğini duyurmuştu.

Muhalefetten sert tepkiler

Burnham, göreve başlamadan önce muhalefetin sert eleştirilerine maruz kaldı. Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch, İngiltere'nin zor kararlar alabilecek güçlü bir lidere ihtiyaç duyduğunu savunarak Burnham'ı "herkesi memnun etmeye çalışan bir siyasetçi" olmakla suçladı. Badenoch, "Bu görev bir popülerlik yarışması değil. Önemli olan bu binanın dışındaki insanların hayatını iyileştirmek. Ancak Burnham henüz ne yapacağını ortaya koymadı" ifadelerini kullandı.

Bazı muhalefet partileri ise Burnham'ın halktan doğrudan yetki alabilmesi için erken genel seçim talebinde bulundu. İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lucy Powell ise Burnham'ın 2024 seçim beyannamesine bağlı kalacağını, ancak vaatleri daha cesur adımlarla hayata geçireceğini söyledi. Powell, "Beyannameyi uygulamak için gereken daha iddialı adımları atacağını biliyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Kabine kurma telaşı

Burnham'ın başbakanlık koltuğuna oturmasının ardından ilk işi yeni kabinesini oluşturmak olacak. Özellikle Maliye Bakanlığı koltuğu Londra siyasi kulislerinin en çok konuştuğu konu haline geldi. İlk aşamada Enerji Bakanı Ed Miliband'ın adı öne çıkarken, son dönemde İçişleri Bakanı Shabana Mahmood da Hazine'nin başına geçebilecek güçlü isimler arasında gösteriliyor.

İlk kararların sinyalleri

Burnham'ın ekibi, görevin ilk aylarında atılacak adımlara ilişkin ilk işaretleri de verdi. Buna göre hükümet, tüm yetişkin vatandaşlara devlet tarafından dijital kimlik verilmesini öngören planı rafa kaldıracak. Parti yönetimi bu kararı, hükümetin önceliklerinin yeniden belirlendiğinin ilk göstergesi olarak değerlendiriyor.

Yeni hükümetin Kuzey Denizi'nde petrol ve doğal gaz üretimine ilişkin yeni bir yol haritası hazırlaması da gündemde. Kamu hizmetlerinde devlet denetiminin artırılması, su ve enerji şirketlerinin daha sıkı kontrol altına alınması ve yeni sosyal konut projeleri de Burnham'ın öncelikleri arasında yer alıyor. Çevre örgütleri ise İşçi Partisi'nin seçim döneminde verdiği sözlere bağlı kalınarak yeni sondaj ruhsatı verilmemesi çağrısını sürdürüyor. Burnham'ın ise mevcut ruhsatlı sahalarda üretimin devam etmesini öngören bir model üzerinde durduğu belirtiliyor.

Trump'tan dikkat çeken destek

Burnham'ın enerji politikaları ABD'de de yankı uyandırdı. ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kuzey Denizi'ndeki petrol ve doğal gaz üretimine yönelik yaklaşımı memnuniyetle karşılayarak yeni İngiliz hükümetine açık destek verdi.