ABD-İran arasında Hürmüz Boğazı'nda patlak veren sıcak çatışma ortamında bölgede yeni bir kriz daha alevlendi. Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukası kararı, küresel enerji piyasalarında alarm zillerinin çalmasına yol açtı.

Küresel deniz petrolünün yüzde 30'u tehdit altında

İran destekli Husilerin dün yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın Yemen'e uyguladığı ambargoya yanıt olarak bu ülkenin limanlarına giden ve petrolünü taşıyan gemilerin hedef alınacağı bildirildi. Husiler ayrıca gerilimin tırmanması halinde Kızıldeniz'in güney kapısı konumundaki Babülmendep Boğazı'nı tamamen kapatabilecekleri tehdidinde bulundu.

Küresel deniz petrolünün yaklaşık yüzde 30'unun taşındığı ana rotaların kilitlenme riski, piyasalarda varil fiyatlarının 120 dolar seviyesine kadar tırmanabileceği korkusunu güçlendirdi.

Sana Havalimanı saldırısı ateşi ateşledi

Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada "göze göz" ilkesiyle hareket ettiklerini belirterek, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen hava sahası ve limanları üzerindeki kısıtlamalarına "ablukaya ablukayla karşılık vereceğiz" mesajıyla yanıt verdi.

Husiler, Suudi Arabistan'ın İran'daki bir cenaze töreninden dönen Husi liderlerini taşıyan uçağı hedef almak amacıyla Sana Havalimanı'na hava saldırısı düzenlediğini iddia etti. Bunun üzerine Husiler, misilleme olarak Suudi Arabistan'daki Abha Uluslararası Havalimanı'nı füze ve insansız hava araçlarıyla vurdu.

Bu gelişmeler, 2022'de sağlanan ateşkesin ardından tarafları yeniden karşı karşıya getirirken bölgesel denklemi köklü bir şekilde sarstı.

Riyad yönetiminden sert tepki

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Husilerin askeri sözcüsü Seri'nin açıklamalarını kınayarak söz konusu ifadeleri seyrüsefer serbestisine ve küresel enerji arz güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit olarak değerlendirdi. Riyad yönetimi ayrıca Husilerin tutumunu uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirip Kızıldeniz'deki petrol sevkiyat hatlarının korunması için her türlü önlemin alınacağını bildirdi.

Öte yandan ABD-İran arasında yaşanan son gelişmelerin Husilerin silah tedarikini zorlaştırdığı değerlendirilirken, Husilerin bu kez doğrudan Suudi Arabistan'ı hedef alan yoğun bir saldırı dalgası başlatıp başlatmayacağı henüz netlik kazanmadı.

Babülmendep Boğazı neden bu kadar kritik?

Arapçada "Gözyaşı Kapısı" anlamına gelen ve Arap Yarımadası'nın güney ucunda bulunan Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz'in kapısı niteliğinde. Sadece 32 kilometre genişliğindeki bu stratejik su yolu, küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sine ve konteyner taşımacılığının dörtte birine ev sahipliği yapıyor.

Normal koşullarda günlük yaklaşık 7,8 ila 8,8 milyon varil ham petrol ve işlenmiş akaryakıtın geçtiği boğaz, küresel enerji ticareti açısından hayati önem taşıyor.

Alternatif rotalar ve maliyet artışı

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığı aşmak için petrolünü karadaki Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı'na taşıyor. Avrupa ve Amerika'ya yönelik sevkiyatlarda gemiler Yanbu'dan kuzeye, Süveyş Kanalı'na doğru ilerleyerek Babülmendep Boğazı'na hiç uğramadan Akdeniz pazarlarına ulaşabiliyor.

Ancak Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya devlerine yapılacak sevkiyatlar için tankerlerin Yanbu Limanı'ndan güneye inerek mecburen Babülmendep Boğazı'ndan geçmesi gerekiyor. Boğazdaki güvenliğin tamamen çökmesi durumunda tankerlerin Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu rotasına yönelmesi zorunlu hale gelecek. Bu durum sevkiyat sürelerini 10 ila 20 gün uzatırken navlun ve sigorta maliyetlerini katlayarak nihai petrol fiyatlarına doğrudan yansıyacak.