Yıllarca münferit olayları bahane ederek, mütedeyyin insanların 'duygu sömürüsüyle kolayca kandırılabilen saf canlılar' olduğunu yazıp çizen çevreler, bu kesimin dini inançlarını sürekli sorguladı. Allah'ın insanoğluna diğer canlılardan farklı olarak bahşettiği akıl ve izanı dindar kesimin yeterince kullanamadığını iddia eden bu çevreler, kendilerince şu soruları sordular:
'Elhamdülillah Müslüman'ım diyen insanların akılları nerede? Bu kadar kolay aldatılmalarının açıklaması nedir?
Temiz duygulu, hassas yürekli Anadolu insanlarının akılları neden bir türlü başlarına gelmiyor?
Dindar Kesimin Karalanma Stratejisi
Hayırsever insanlar, 'çoluk çocuklarının rızkını vererek cennete girmeye çalışan ve hurilerle dolu mekânlar uman' kişiler olarak lanse edilmeye çalışıldı. 'Faizsiz kar payı ortaklığı' modeliyle sermaye toplayan ve 28 Şubat sürecinde 'yeşil sermaye' olarak yaftalanan şirketler, vesayet odaklarınca bilinçli şekilde iflasa sürüklendi. Ancak buralara yatırım yapan insanlar suçlanırken, asıl sorumluların üzeri örtüldü.
Geçmişte bulaşıkçılık ve overlokçuluk yapan Tosuncuk'un kurduğu Çiftlikbank'ın reklâmları fondaş gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanırken, finalde faturayı yine dolandırılan halka kesildi.
Yaşanan tüm bu hadiselerden yola çıkarak 'Türk halkının önemli bir bölümünün dinini yeterince bilmediği ve kandırılmasının kolay olduğu' sonucuna varıldı. Özellikle milliyetçi ve muhafazakâr kitlelerin sorgulamadan sandığa gidip sağ partilere oy verdikleri, bu yüzden CHP'nin iktidar yüzü göremediği savunuldu.
Karşı Cephenin Kendi Karanlık Geçmişi
Oysa 'alın teriyle çalışanların keriz, kısa yoldan köşeyi dönenlerin kurnaz' zannedildiği bir ekolden gelen bu çevreler, meşhur banker furyası başladığında bir gecelik faizi bile kaçırmamak için birbirleriyle yarışıyordu. Sadece 22 ay süren bu furyada aralarında berberlerin ve çay ocağı işletmecilerinin de olduğu iki bine yakın banker türedi. 'Paramızı nereye yatırsak' diye kafa yoran ve faiz yemekte sakınca görmeyen tam 3 milyon kişi, bankerlere 150 milyar lira kaptırdı.
Bir koyup beş almayı, çalışmadan köşeyi dönmeyi alışkanlık haline getiren bu çevreler, özellikle 28 Şubat sürecinde bankaların hortumlanmasına ve finansal krizlerin yaşanmasına sebep oldu. AK Parti iktidarı döneminde ise devlete ve kurumlarına güvenmek yerine kendi paralel yapılarını kurdular.
Atatürk İstismarı ve Rant Çarkı
Her fırsatta 'Mustafa Kemal'in askeri' olmakla övünen bu tipler, Atatürk sevgisini rant kapısına dönüştürdü. Kemalistlerin cebindeki üç kuruşa göz diken yazar-çizer takımı, 'Mustafa Kemal' ismiyle yazdıkları kitaplardan ihya olurken, yandaş televizyonlar 'Mustafa Kemal baskılı' ürünler satarken, siyasetçiler ve STK temsilcileri ise Atatürk sömürüsüyle milyonları götürdü.
Bu istismarın en çarpıcı örneklerinden biri olarak kendisini 'İkinci Atatürk' olarak pazarlayan Ekrem İmamoğlu gösterildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının ikinci yılında, İBB'ye bağlı İstanbul Vakfı aracılığıyla kurban bağışı toplamak için devletten izin isteyen İmamoğlu'nun bu girişimi, Atatürk isminin siyasi rant aracı olarak kullanılmasının son örneği olarak değerlendirildi.
Muhittin Böcek'in İmamoğlu iddiası baz raporuyla doğrulandı: Otelde 15 milyon euroluk adaylık pazarlığı
DEM Parti'den Öcalan açıklaması: Yeni süreç resmen başlıyor
Öcalan'dan Özel'e 'İmralı' mesajı: 'Demokrasinin yolu Silivri'den değil, buradan geçer'
AKP'li Kiler'in ağabeyi rüşvet iddialarını kesin dille reddetti
Tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Günel, CHP'den istifa etti: 'Baba ocağında siyaset yapma olanağı kalmamıştır'
Kılıçdaroğlu'na arabuluculuk teklifi: Şehit annesinden sert yanıt