Türkiye, 6 Şubat depremlerinin ardından yaralarını sarmaya çalışırken, o dönemde devletin kritik kurumlarını yıpratıp belirli sivil toplum kuruluşlarını ön plana çıkaran medya figürleri, başlatılan adli soruşturma kapsamında savcılıkta ifade verdi. Geçmişte adeta koruyucu kalkan oldukları isimler hakkında bugün tam tersi açıklamalar yapan bu gazetecilerin tutumu, kamuoyunda büyük bir samimiyet tartışmasına yol açtı.

Özlem Gürses'ten 'Sorumluluk Hissetmiyorum' Savunması

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan gazetecilerden Özlem Gürses, Haluk Levent ile hiçbir kişisel tanışıklığının bulunmadığını ileri sürdü. Deprem sürecinde yaptığı paylaşımlarda yalnızca denetim çağrısında bulunduğunu savunan Gürses, 'Tweetlerimde yoğun bağış toplayan Ahbap'in ve Babala TV'nin denetlenmesini önerdim' ifadesini kullandı. Kamuoyundan özür dilemesini gerektirecek bir durumun olmadığını belirten Gürses, 'Parlatma çabası göstermedim, sorumluluk hissetmiyorum' diyerek kendini savundu.

Fatih Altaylı'dan 'Huyundan Vazgeçmedi' İtirafı

Soruşturmanın en dikkat çekici ifadelerinden biri Fatih Altaylı'dan geldi. Altaylı, Haluk Levent hakkında geçmişten beri olumsuz bir izlenime sahip olduğunu itiraf etti. Levent'i kumarbaz, dolandırıcılıktan hapse girmiş ve mali suçlarla anılan biri olarak bildiğini söyleyen Altaylı, buna rağmen depremlerde Ahbap'ın yardım çalışmaları nedeniyle derneğe destek verdiğini anlattı. Gelinen noktada büyük pişmanlık duyduğunu belirten Altaylı, 'Pişmanlık duyuyorum. Haluk Levent huyundan vazgeçmedi' şeklinde konuştu.

Öte yandan Altaylı'nın geçmişteki programında Levent'e övgüler yağdırdığı yayın yeniden gündeme geldi. Altaylı'nın canlı yayında sarf ettiği 'Bu akşam çok kıymetli konuklarım var, çok sevdiğim dostlarım var. İlk başta Haluk Levent burada. Haluk benim yıllardır tanıdığım, yaptığı işlere hayran olduğum, hem müziğine hem yardımseverliğine hayran olduğum çok sevdiğim bir kardeşim' sözleri, kamuoyunda büyük tepki topladı.

Çakır'ın 'AFAD Bizden Değil' Skandalı

Bir diğer medya figürü Ruşen Çakır da savcılık sorgusunda geri adım attı. Deprem döneminde Ahbap'a yalnızca cüzi bir bağış yaptığını belirten Çakır, 'Üzüldüm, suçluların cezalandırılmasını istiyorum' dedi. Savcının soruları karşısında sorumluluk hissetmediğini söyleyen Çakır'ın, deprem dönemindeki skandal ifadeleri hafızalardaki yerini koruyor. Asrın felaketinde Türk milleti yaralarını sarmaya çalışırken adeta medya tetikçiliği yapan Çakır, o dönemde 'Ahbap'ı biliyoruz ama AFAD'ı bilmiyoruz, AFAD bizden değil. Ailecek desteğimizi Ahbap'a verdik. AFAD'a para vermek diye bir şey benim gündemime girmedi bile' ifadelerini kullanarak devlet kurumlarını hedef almıştı.

Algı Operasyonunun Çelişkileri Gözler Önünde

Deprem sürecinde devletin kurumlarını yıpratmak pahasına belirli sivil toplum kuruluşlarını parlatmaya çalışan bu isimlerin, yargı önünde verdikleri ifadelerle sergiledikleri tutarsızlık ve özürlerindeki samimiyetsizlik kamuoyunun tepkisini çekiyor. Yaşanan bu süreç, deprem anında yürütülen dezenformasyonun boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.