CHP içinde 'butlan' kararı sonrası başlayan kaos dalgası sürerken, dikkatler bir kez daha partinin geleceğine çevrildi. Görevden uzaklaştırılan Özgür Özel'in grup toplantısında duyurduğu "Yeni bir yol, yeni bir parti" çıkışı, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında SHP ve DSP olarak ikiye ayrılan Türk solunun tarihsel benzerliğini akıllara getirdi.
CHP'de bölünme senaryoları
Özel'in kaç milletvekilini CHP'den koparacağı, Kemal Kılıçdaroğlu'nun nasıl bir eylem planı devreye sokacağı henüz netleşmese de, asıl tartışma çok farklı bir noktada yoğunlaşıyor. Türkiye, siyasi gündemin ötesinde toplumsal vicdanı sarsan bir başka meseleyle meşgul: AHBAP Derneği ve çevresinde yaşanan çözülme.
AHBAP krizi: Sivil toplum krizi mi, algı operasyonu mu?
AHBAP Derneği ekseninde yaşanan çözülmeyi yalnızca bir sivil toplum krizi olarak değerlendirmek, meselenin boyutlarını ıskalamak anlamına geliyor. Yaşanan süreç, politik kutuplaşmanın, algı mühendisliğinin ve absürt bir "kurtarıcı" sendromunun toplum üzerindeki ağırlığını gözler önüne seriyor.
Kutuplaşmanın ürünü olarak AHBAP
Derneğin bu denli kontrolsüz bir güce ve devasa bir popülariteye ulaşmasının en temel nedenlerinden biri, Türkiye'deki kutuplaşmanın kendisi olarak gösteriliyor. Özellikle AK Parti iktidarı karşısında kendini konumlandırmaya çalışan, devlete ve resmî kurumlara karşı güvensizlik hisseden kitleler için AHBAP, bir sivil toplum örgütünden öte politik bir sığınak haline getirildi.
Siyasetçilerin, kanaat önderlerinin ve sanatçıların "Haluk Levent yaptıysa doğrudur" söylemiyle derneğin etrafına aşılmaz bir dokunulmazlık zırhı ördüğü, bu körü körüne biatın şeffaflık ve denetim kavramlarını yok saydığı vurgulandı. İyilik, siyasi bir rövanşizmin aracına dönüştü.
İsim benzerliği ve algı stratejisi
Devletin resmî afet yönetim kurumu olan AFAD ile AHBAP arasındaki fonetik benzerlik, basit bir tesadüf olarak değil, bilinçli bir psikolojik ikame operasyonu olarak değerlendiriliyor. Kriz anlarında devlet otoritesinin itibarını sarsmayı hedefleyen bir anlayışın, zihinlerdeki AFAD boşluğunu fonetik olarak ona çok benzeyen AHBAP ile doldurmaya çalıştığı ileri sürüldü.
"Kızılay çadır satıyor!" algısının günlerce köpürtülmesi ve ana gündem maddesi yapılması da bu stratejinin bir parçası olarak görülüyor. Kızılay ve AFAD gibi köklü kurumların bilinçli bir dezenformasyonla hedef alındığı, isim tınısıyla devlet otoritesini taklit eden AHBAP'ın "tek güvenilir alternatif" olarak sahneye sürüldüğü belirtildi.
Sonuç: Profesyonel bir algı yönetimi
Tüm bu süreç, sivil bir dayanışma başarısı değil, son derece profesyonel bir algı operasyonu olarak nitelendirildi. Haluk Levent'in kamuoyuna yansıyan veda mektubundaki itiraflar, kurgunun en çarpıcı kanıtı olarak değerlendirilirken, tartışma Türkiye'nin toplumsal hafızasında derin bir tartışma olarak yerini aldı.
Trabzon'un yöresel lezzetleri Salah sayesinde dünya vitrininde
Alparslan Kuytul'un çocukları, gözaltına alınmadan önce çektiği videoyu kamuoyuyla paylaştı
Bebeklere yönelik 4 ürün satıştan kaldırıldı: Bakanlık 'boğulma riski' gerekçesiyle yasakladı
İşte TEKNOFEST Mavi Vatan 2026’nın bütün detayları!
Akkuyu NGS'de yangın güvenliği kapasitesi artırılıyor: İkinci itfaiye istasyonu faaliyete geçti