Kıta genelinde kurulan elektrolizör üretim tesisleri, yeşil hidrojen ekonomisinin lokomotifi olarak tasarlanmıştı. Ancak sektörden gelen veriler, bu tesislerin büyük bölümünün mevcut kapasitelerinin çok altında çalıştığını ya da tamamen atıl durumda olduğunu ortaya koyuyor.

Talep, üretim kapasitesinin gerisinde kaldı

Avrupa'nın enerji dönüşümü stratejisinin temel taşlarından biri olarak görülen elektrolizörler, suyu hidrojen ve oksijene ayrıştırarak sıfır emisyonlu enerji üretimi sağlıyor. Sektör temsilcileri, üretim altyapısının siparişleri karşılamaya hazır olduğunu belirtirken, asıl sorunun talep tarafında yaşandığına dikkat çekiyor.

Sanayi kuruluşlarının yeşil hidrojene olan ilgisinin beklentilerin altında kalması, enerji yatırımcılarını temkinli davranmaya yönlendirdi. Uzmanlar, bu durumun kısa vadede kârlılığı, uzun vadede ise kıtanın iklim hedeflerini tehdit ettiğini vurguluyor.

Yatırımcılar yeni projelere mesafeli

Elektrolizör üreticilerinin önemli bir kısmı, yeni fabrika kurulumları ve kapasite artırımları için gerekli olan yatırım kararlarını ertelemiş durumda. Hidrojen pazarının henüz olgunlaşmamış olması, uzun vadeli sözleşmelerin azlığı ve düzenleyici belirsizlikler, yatırımcıların iştahını kaçıran başlıca etkenler arasında gösteriliyor.

Sektör yetkilileri, atıl kapasite sorununun çözülmesi için hükümetlerin daha net teşvik politikaları uygulaması, sanayi tarafında hidrojen kullanımını zorunlu kılan düzenlemeler hayata geçirmesi ve alım garantileri gibi mekanizmalarla talebi desteklemesi gerektiğini savunuyor.

2025 hedefleri zor görünüyor

Avrupa Birliği, 2030 yılına kadar önemli miktarda yeşil hidrojen üretim kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Ancak mevcut tablo, bu hedeflere ulaşmak için yalnızca üretim tarafının değil, aynı zamanda tüketim tarafının da hızla harekete geçmesi gerektiğine işaret ediyor. Aksi takdirde milyarlarca euroluk yatırımla inşa edilen tesisler, sembolik üretimlerle gündeme gelmeye devam edecek.