Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü kapsamlı soruşturma, Süleymancılık akımının günümüzdeki lideri Alihan Kuriş yönetimindeki yapılanmanın karanlık yüzünü ortaya koydu. FETÖ örneklerini andıran gizli örgütlenme modeli, devlet organlarını devre dışı bırakmaya yönelik sistematik yöntemler ve milyarlarca liralık kayıt dışı finansal ağ dosyaya yansıyan başlıca bulgular arasında yer aldı.

81 il ve 50 ülkede faaliyet, devlete paralel yapı

Soruşturma evrakına göre, Türkiye genelinde 81 ilde ve dünya çapında yaklaşık 50 ülkede etkinlik gösteren yapı, gizliliğe azami önem vererek devlete karşı paralel bir sistem inşa etti. Örgütün Kuriş döneminde ciddi bir dönüşüm geçirdiği ve gizlilik tedbirlerinin en üst düzeye çıkarıldığı tespit edildi.

FETÖ'den transfer ve milyarlık kayıt dışı gelir

1959 yılında hayatını kaybeden Süleyman Hilmi Tunahan'ın öncülüğünde kurulan yapının, Kuriş'in liderliğe gelmesiyle birlikte özellikle FETÖ mensuplarını bünyesine katmaya yönelik yoğun bir çalışma yürüttüğü belirlendi. Özellikle FETÖ kökenli kadınların para toplama konusundaki deneyimlerinden faydalanıldığı ve örgütün gelirlerinde ciddi artış yaşandığı üst yönetim toplantılarında değerlendirildi.

Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün yalnızca 2025 yılı verilerine göre, ülkedeki 2 bin 82 dernek aracılığıyla yapının 7,2 milyar lira gelir elde ettiği ve bu devasa maddi gücün resmi kayıtlara yansıtılmadan kayıt dışı şekilde kullanıldığı raporlandı. Örgütün Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıf Bankası gibi kamu bankalarını kullanmaktan özenle kaçındığı, para transferlerini güvenilir bulduğu kişilerin bireysel banka hesapları üzerinden yürüttüğü saptandı.

Kendisini 'Mehdi' ilan etti

Yapılan incelemelerde Alihan Kuriş'in tabanda 'Mehdi' olarak kabul edildiği ortaya çıktı. Gerçek doğum tarihi 28 Temmuz 1982 olmasına rağmen, tabana hicri takvime göre 1400 yılına denk gelen 21 Kasım 1979 tarihinin sunulduğu belirlendi. Resmi kayıtlarda 'Erhan Faruk' adıyla yer alan Kuriş'in, ismini 1989 yılında önce 'Ali Erhan'a, 2006 yılında ise 'Alihan'a değiştirdiği tespit edildi. Örgüt tabanının, Kuriş'in kararlarını Peygamber Efendimiz ile istişare ederek aldığına inandırıldığı ve bu yolla mutlak itaat sağlandığı vurgulandı.

'Kendimizi kuma gömeceğiz' söylemi ve şifreli yapı

Örgütün gizliliği korumaya yönelik talimatları da dosyaya girdi. 'Kendimizi kuma gömeceğiz' söylemi çerçevesinde alınan tedbirler şöyle sıralandı:

  • WhatsApp ve Facebook gibi sosyal medya platformlarının kullanımının yasaklanması
  • İletişimin şifreli e-postalar ve özel yazılım programları üzerinden yürütülmesi
  • Emir ve talimatların illere 'Ulaklar' aracılığıyla iletilmesi
  • Ulakların art arda aynı şehre gitmemesi ve aynı aracı kullanmaması
  • Yurt ve derneklere ilişkin gizli bilgilerin yalnızca sorumlularda bulunan şifreli çantalarda muhafaza edilmesi

Yurtlarda resmi ve gayri resmi olmak üzere iki ayrı kayıt sistemi tutulduğu, gayri resmi gelirlerin yönetimi için örgüt içinden bir sorumlunun görevlendirildiği, bu kişiye zimmetli bilgisayar üzerinden işlem yapıldığı ve cihaza şifre, e-posta ile cep telefonu üzerinden üç aşamalı onaylı doğrulamayla giriş sağlandığı kaydedildi.

'İnkar cihattır' talimatıyla denetimden kaçış

Yurtlarda güvenlik kamerası bulundurulmaması yönünde talimat verildiği, kolluk kuvvetlerinin denetime gelmesi halinde kameraların 'arızalı' olduğunun söylenmesi ve üyelere 'inkarın da bir cihat olduğunun' sürekli hatırlatıldığı bildirildi. Bu yöntemlerle devlet denetiminden sistematik şekilde kaçınılmaya çalışıldığı dosyada ayrıntılı olarak yer aldı.