ABD ile İsrail arasındaki diplomatik ve stratejik gerilim, son dönemde derinleşerek yeni bir boyuta taşınıyor. Washington yönetiminin İsrail'e yönelik geleneksel koşulsuz destek söyleminden uzaklaşması, Orta Doğu politikalarında köklü bir kırılmanın sinyallerini veriyor.
"Amerikan çıkarları İsrail'in önünde geliyor"
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Oğuzuzhan Bilgin, Donald Trump'ın başkanlık dönemiyle birlikte iki ülke ilişkilerinde yeni bir safhanın başladığını belirtti. MAGA hareketinin "Önce Amerika" sloganı çerçevesinde şekillenen ulus devlet vurgusunun ön plana çıktığını ifade eden Bilgin, Tucker Carlson ve Candace Owens gibi isimlerin yanı sıra farklı kesimlerden birçok akademisyen ve siyasetçinin de bu çizgiyi savunduğunu söyledi.
ABD siyasetinde yerleşik hale gelen İsrail desteğinin artık sorgulanmaya başlandığını vurgulayan Bilgin, "Amerika'nın çıkarları her zaman İsrail'in çıkarlarını savunmaktan geçmez. Amerikan çıkarları daha önceliklidir. İsrail'in peşine takılmak ABD'nin çıkarlarına aykırıdır söylemi yavaş yavaş yerleşmeye başladı" ifadelerini kullandı.
Suriye gerilimi ve İsrail'in baskı denemesi
Suriye meselesinde yaşanan anlaşmazlıklara da değinen Bilgin, İsrail'in ABD üzerinde kurmaya çalıştığı nüfuzun Trump döneminde karşılık bulmadığını kaydetti. Şara'nın tanınmaması, yaptırımların kaldırılmaması, Suriye'de PKK'ya verilen desteğin sürdürülmesi ve ABD'nin bölgeden çekilmemesi gibi başlıkların İsrail ile Washington arasındaki ilk gerilim hatlarını oluşturduğunu belirtti.
Netanyahu'nun bu konularda Beyaz Saray'a birçok kez gittiğini ancak Trump'ın her seferinde "makul ol" diyerek karşılık verdiğini aktaran Bilgin, ABD'nin İsrail'e yaklaşımında ciddi bir ton değişikliği yaşandığının altını çizdi.
Epstein dosyaları ve İran savaşı
Gazze'deki çatışmalar ve İran ile yaşanan gerilim sürecinde patlak veren Epstein skandalının tesadüf olmadığını dile getiren Bilgin, "Epstein, ABD içerisinde İsrail lehine şantaj mekanizmaları işleten bir istihbarat unsuru olarak görülüyordu. İran'la savaşta fren mekanizması bozuldu ve İran, ABD ile İsrail'in ortak müdahalesiyle karşı karşıya kaldı" dedi.
İlk saldırı dalgasında İsrail'in savaşın devam etmesini istediğini ancak Trump'ın 12. günde ateşi kestiğini belirten Bilgin, çarpıcı bir detay paylaştı:
"Trump bağırarak, çağırarak, 'İsrail sen de uçakları kes, geri çek. Ben İran'a kızgınım ama İsrail'e daha çok kızgınım' dedi. İkinci savaşta da İsrail'in tırmanma isteğine rağmen Trump belirli bir noktada çatışmayı durdurdu, hatta İsrail'in Lübnan'a saldırısını engellemeye çalıştı."
ABD, İsrail'i artık taşınamaz bir yük olarak mı görüyor?
Türkiye'ye F-35 teslimatı meselesi ve Trump'ın Netanyahu'ya yönelik son açıklamaları da aynı tabloyu destekler nitelikte. Özellikle Başkan Yardımcısı JD Vance'in tutumuna dikkat çeken Bilgin, "Trump ekibi artık İsrail'i taşınamaz bir yük olarak görmeye başladı. Kongrede AIPAC üzerinden güçlü bir lobi ağı olsa da hem Trump kadrosunda hem de Demokratlar arasında İsrail ile ABD ilişkisini sorgulayan bir döneme girdik" değerlendirmesinde bulundu.
İsrail lobilerinin eskisi kadar etkin olamadığını vurgulayan Bilgin, Trump'ın daha önce yaptığı "Eskiden ABD'yi İsrail lobileri yönetiyordu, benim başkanlığımda artık yönetemiyor" açıklamasının bu dönüşümün en net göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.
Trump'ın Son Görüntüsü Endişe Yarattı: Makyajla Bile Gizleyemediği Belirginleşti
Avrupa ülkesinde yürürlüğe giren yasa, belirli koşullarda ölümü hukuki hale getirdi
Kuzey Kore'den yeni füze denemesi: Japon Denizi'ne doğru ateşlendi
Milli Savunma Bakanlığı'ndan İsrail'e sert çağrı: 'Pervasız saldırılar derhal son bulmalı'