Bolu'nun verimli topraklarında 12 bin yıldır genetik saflığını koruyan ıza buğdayı, üreticiye sağlanan destekler sayesinde yeniden yaygınlaştırılıyor. "Buğdayın atası" olarak nitelendirilen kadim tahıl türü, hem tarımsal çeşitliliğin korunması hem de yerel üretimin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor.

Geçmişten Gelen Değer

ıza buğdayı, tarih boyunca pek çok uygarlığın temel besin kaynağı olan buğdayın ilk formlarından biri olarak kabul ediliyor. Binlerce yıllık süreçte herhangi bir genetik müdahaleye uğramadan günümüze ulaşan bu tür, hem aroması hem de besin değeriyle modern buğday çeşitlerinden ayrışıyor.

Desteklerle Üretim Artıyor

Yerel üreticiler, ıza buğdayının ekim alanlarını artırmak amacıyla çeşitli teşvik ve desteklerden yararlandırılıyor. Uzmanlar, bu türün korunmasının yalnızca kültürel bir miras değil, aynı zamanda biyoçeşitliliğin sürdürülebilirliği açısından da kritik bir adım olduğunu vurguluyor.

Bolu'da sürdürülen çalışmalarla ıza buğdayının gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor. Yetkililer, projenin önümüzdeki dönemde daha fazla üreticiye ulaşarak ekim alanlarının genişletileceğini belirtiyor.